Açıklama
Günümüzde İslam Toplumu’nda genelde sünnetin Farz olduğu, Kuran’da da açıkça emredildiği düşünülür. Sünnet Tevrat’ta Yahudilere farz kılınmışken; sanılanın aksine Kuran’da sünnet ile ilgili hiçbir ayet yoktur, dolayısı ile de Müslümanlar için farz ibadetlerden değildir. İlginçtir ki günümüzde Yahudilerden çok Müslümanlarda yaygındır.
Ayrıca İslam kaynaklarına göre; Hz Muhammed sünnet olmadığı gibi, yaşadığı dönemde Müslümanlığı seçen herhangi bir kişinin çocuk veya geçkin yaşta sünnet edildiğine dair bir tek yazı, veya kanıt yoktur. Böylelikle sünnet sünnet bile değildir.
Müslüman topluluğa sünnet, Hz Muhammed’in ölümünden yaklaşık 200 yıl sonra; 9. yüzyılda İslam’a dönen Yahudi asıllıların beraberlerinde kendi dinlerinin uygulamalarının bazılarını İslam’a taşıması ile geldiği düşünülmektedir. Sünnet aslında bir Yahudi geleneğidir.
Sünnet insan haklarına ve çocuk haklarına aykırıdır. Anne-babanın, çocuğun vücut bütünlüğü üzerinde geri döndürülemez ve ölüm riski içeren bir operasyona izin verme yetkisi yoktur. Milyonlarca yılda evrimleşip insan vücudunda yer alan bir organı kesmek yasal değildir. Sünnet her yaşta yapılabilen bir operasyon olduğuna göre, çocuklar reşit olduklarında kendileri karar vermelidirler. Çocuk sünneti yasal değildir.
Sünnet Tıbbi tanımıyla ‘genital sakatlama’dır. Hipokrat yemininin “Önce zarar verme” ilkesine aykırıdır. ‘Sünnetin sağlık için yararlı olduğu’ yalanı günümüz Tıp araştırmalarında çürütülmüştür. Sağlıklı doğan bireyin ömrü boyunca tıbbi gereklilikle sünnet olma ihtiyacı binde birin altındadır. Bu sebeple günümüzde hiçbir Tıbbi meslek örgütü korunma amaçlı sünneti tavsiye etmemektedir. Sünnet Tıp Etiğine aykırıdır.
Sünnetin erken boşalma, ereksiyon, orgazm gibi bir çok soruna yol açtığı son araştırmalarla kanıtlanmıştır. ‘Oğlunu sünnet ettiren annenin kocasının cinsel yetersizliklerinden şikayet etme hakkı yoktur’.








Değerlendirmeler
Henüz değerlendirme yapılmadı.