Açıklama
Sabahın fecir zamanıydı. Güneşin kızıllığı ufukta belirmeye başlamış fakat kendisi henüz görünmüyordu. ‘Tavla’ denilen at ahırında, sancıları tutan gebe bir kısrak gözünden yaş gelircesine ıkınıyor, kıvranıyor, ayaklarını yere vuruyor, ha geldi ha gelecek, diye beklenen yavrusunu çıkarmaya çalışıyordu.




