Açıklama
Bir varış noktası, adımlarınızı göğüslemeye ant içmiş bir çift gözün aşinalığını, teninizin yitik hafızasını arayan o tanıdık nefesi ya da isminizi bir tılsım gibi dilinde saklayan bir zihni barındırmıyorsa; geride bırakılan onca fersaha, aşılan onca zamansal engebeye rağmen bu eyleme ontolojik bir “dönüş” atfedilebilir miydi? Zihnimin kıvrımlarında durmaksızın yankılanan, beni olduğum yere çivileyen bu soru; bir yol kaybından ziyade, iradenin ansızın, tüm yönlerin anlamını yitirdiği o dehşet verici kavşakta felç olmasıydı. Duruyorsun. Yalnızca duruyor ve eylemsizliğin o sağır edici yerçekimine boyun eğiyorsun. Çünkü zamanın rahminde, o meçhul ileride sizi bekleyen hiçbir ihtimal, o adımı boşluğa bırakmak için ciğerlerinize çekeceğiniz bir yudum havanın bedelini karşılamıyor…







Değerlendirmeler
Henüz değerlendirme yapılmadı.